Bilgi Haber

Ukrayna nasıl bugüne getirildi? 1994 Budapeşte Protokolü Ukrayna’nın Pirus zaferi

Budapeşte Protokolü, 5 Aralık 1994 tarihinde Macaristan'ın Budapeşte kentinde düzenlenen AGİT konferansında imzalandı. Anlaşma Belarus , Kazakistan ve Ukrayna gibi Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması'na imzalayan imzacılara güvenlik teminatı sağladığını ifade etmekteydi.

Mutabakat, , ve Kazakistan’ın toprak bütünlüğüne veya siyasi bağımsızlığına karşı tehdit veya güç kullanımına karşı güvenlik güvencelerini içeriyordu.
Antlaşmanın sonucu olarak, 1994 ile 1996 arasında Belarus, Kazakistan ve Ukrayna nükleer silahlarından vazgeçtiler. Bundan önce, Ukrayna, dünyanın en büyük üçüncü nükleer silah stoğuna sahipti. Ancak, Ukrayna’nın silahlar üzerinde operasyonel kontrolü yoktu silahların kullanımı kontrolündeki komuta ve kontrol sistemine bağlıydı.

Clinton, Yeltsin, ve Ukrayna Cumhurbaşkanı Leonid Kravchuk  zaman gösterdi ki  o vakit oldukça iyi görünen bu antlaşmanın kaybedeni Ukrayna oldu


Ukrayna’daki nükleer silahların yönün batıya dönük olması özellikle ’yi rahatsız ediyordu bu tehdidin hemen ortadan kalkmasını istiyordu. Aralık 1994’de Budapeşte’de aynı masa etrafına toplanan Ukrayna, , Rusya ve İngiltere Ukrayna’daki nükleer silahların Rusya’ya geri döndüğü takdirde Ukrayna’nın güvenliğinin garantiye alındığı konusunda anlaşmaya vardılar.

Ukrayna’nın isteği bu silahların  zamana yayılmış bir şekilde Rusya’ya geri gönderilmesiydi. ABD bu konuyu hızlıca çözmek istiyordu, böylece kendisine dönük nükleer füze tehdidinden hızlıca kurtulacağını düşünüyordu. 1996’da bütün nükleer silahları Rusya’ya teslim eden Ukrayna, memorandumda verdiği sözü tutmuş ve de diğer bir hüküm olan, bağımsız bir devlet olan Ukrayna’nın siyasi ve toprak bütünlüğünün korunması ve de askeri müdahaleye maruz kalmama yönünde ki hükümleri de ABD, Rusya ve İngiltere tarafından taahhüt edilmiştir. Ayrıca yapılan anlaşma ile Amerika, Ukrayna’ya 500 milyon dolar ödemiş  böylelikle 5 bin nükleer silah Rusya’ya gönderilmiş sökülmüş ve etkisiz hale getirilmişti.

Resmi bir anlaşma şeklinde olmadığını bu memorandumun daha çok politik bir döküman olduğunu iddia edenlerde var.

Budapeşte Protokolünün hükümleri

Rusya, ABD ve İngiltere; Belarus, Kazakistan ve Ukrayna’nın Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması’na taraf olduklarını ve nükleer cephaneliğini Rusya’ya bıraktığını kabul ettiklerini doğruladı.

  1. Belarus, Kazak ve Ukrayna’nın bağımsızlığı ve egemenliğine ve mevcut sınırlarına saygı duyulacak.
  2. Belarus, Kazakistan ve Ukrayna’ya karşı tehdit veya güç kullanılmayacak.
  3. Belarus, Kazakistan ve Ukrayna Siyasetini etkilemek için ekonomik baskı kullanılmayacak.
  4. “Belarus / Kazakistan / Ukrayna, bir saldırganlık eyleminin veya nükleer silahların kullanıldığı bir saldırganlık tehdidinin nesnesi haline geldiğinde. Belarus, Kazakistan ve Ukrayna’ya yardım sağlamak için Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin derhal harekete geçmesini isteyebilecek.
  5. Belarus, Kazakistan ve Ukrayna’ya karşı nükleer silah kullanılamayacak.
  6. Bu taahhütlerle ilgili sorunlar ortaya çıktığında ülkeler sorunları birbirleriyle istişare edecek.

2014’te Rusya Federasyonu tarafından ’ın ilhak edilmesinin ardından, ABD, Kanada, İngiltere, diğer ülkelerle birlikte, Rusya’nın antlaşmanın yükümlülüklerini ihlal ettiğini belirtti.

4 Mart 2014’te, Rusya cumhurbaşkanı Putin , Rusya, hiçbir zaman “Ukrayna’nın sivil nüfusunun  iradesine karşı  zorlama içinde olmadığını, ancak Rusya, ABD’nin, Euromaidan’ı ABD tarafından başlatılan bir darbe olarak tanımlayan Budapeşte Memorandumu’nu ihlal ettiğini ileri sürdü.

Budapeşte Protokolünün hükümleri Analiz

Anlaşmaya göre imzacılar, Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması’na bağlılığı karşılığında Ukrayna’ya “güvenlik güvencesi” verilmesini teklif etti. Mutabakat Zaptı, Ukrayna’nın halihazırda Güvenlik ve İşbirliği Konferansı (CSCE) Nihai Yasası, Birleşmiş Milletler Şartı ve Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşmasından aldığı bir dizi güvence ile bir araya getirildi. Ukrayna hükümeti yine de, bu güvencelerin Ukrayna’ya özgü bir belgede olmasını talep etti. Çin ve , Ukrayna için ayrı belgelerde güvenlik teminatı verdi…

Budapeşte Memorandumu siyasi düzeyde müzakere edildi, ancak antlaşmanın tamamen yasal hükümlere sahip olup olmadığı net değil.
Güvencelere atıfta bulunur, ancak taraflara yasal bir yükümlülük getirmez. Uluslararası ilişkilerden bir profesör olan Stephen MacFarlane’e göre “Harekete geçtikleri takdirde imzacı ülkeleri haklı çıkarır, ancak diğer ABD, İngiltere gibi ülkeleri harekete geçmeye zorlamaz.

ABD’de ne George HW Bush yönetimi ne de Clinton yönetimi Ukrayna’ya askeri bir taahhüt vermeye ne de ABD Senatosu’nun bu uluslararası bir anlaşmayı onaylayacağına inanmadılar, bu yüzden mutabakat daha sınırlı bir şekilde kabul edildi.

Mutabakat zaptında belirtilen […] taahhütlerle ilgili bir sorunun ortaya çıkması durumunda, taraflar arasında istişare şartı getirmektedir.
Mutabakatın yasal yükümlülükler içerip içermediği, Ukrayna’nın 2014 başından bu yana Rusya ile yaşadığı sorunlar, Ukrayna’ya nükleer silahlarını Rusya’ya teslim etmesi karşılığında verilen  güvenlik garantilerinin güvenilirliğini zaten şüpheye düşürdü.

Anlaşma ihlali mi edildi?

Rusya Federasyonu Tarafından Kırımın İşgal Edilmesi
ABD Dışişleri Bakanı John Kerry , İngiltere Dışişleri Bakanı William Hague ve Ukrayna Dışişleri Bakanı Andrii Deshchytsia ile 5 Mart 2014 tarihinde Fransa’nın Paris kentinde bir toplantı gerçekleştirdi .
2014 yılının Şubat ayında, Rus güçleri Kırım boyunca çeşitli hava limanlarının yanı sıra diğer stratejik yerleri de ele geçirdi.

Rusya Dışişleri Bakanlığı Filosuna bağlı zırhlı birliklerin hareketini Kırım’da doğruladı, ancak iki ülke arasındaki çeşitli anlaşmalar kapsamında hareket ettiklerini iddia etti. Diğer resmi Rus kaynakları, özellikle Uluslararası Havalimanı bölgesindeki birimlerin Karadeniz Filosuna bağlandığını reddetti. Rusya, Kırım’ın Rusya Federasyonu’na katılıp katılmaması konusunda bir referandumu destekleyerek yanıt verdi. Rusya referandumun ‘yerel güçler’ tarafından yapıldığını duyurdu. 16 Mart’ta, Rusya Kırım’ı ilhak etti. Ukrayna, eylemi Budapeşte Protokolünün 1. maddesinin ihlali olarak şiddetle protesto etti.
Krize yanıt olarak, Ukrayna parlamentosu, Mutabakat zaptının imzacılarının siyasi anlaşmada yer alan ilkelere bağlılıklarını teyit etmelerini talep etti .

24 Mart 2014’te Kanada Başbakanı Stephen Harper , G7 ortaklarının geri kalanının Rusya’nın üyeliğini askıya alması için Lahey’deki Nükleer Güvenlik Zirvesinde geçici bir toplantıya başkanlık etti. Harper zira Rusya’nın, Budapeşte Memorandumu’nu ihlal ettiğini söylüyordu. Harper Ukrayna’nın nükleer silahlarından vazgeçtiğini ” Ukrayna’nın, Rusya, İngiltere ve ABD’nin güvencesine dayanarak  bu silahları verdiğini” söyledi. Harper ayrıca yeni Ukrayna hükümetiyle serbest ticaret anlaşması yapmak için çalışacağını söyleyerek Ukrayna’ya destek verdi. Harper, daha sonra, 15 Ekim 2015 tarihli federal seçimlerde yenilgiye uğradı ve Muhafazakar Parti’nin liderliğinden istifa etti.

Şubat 2016’da Sergey Lavrov , “Rusya’nın Budapeşte Protokolünü asla ihlal etmediğini” iddia etti. Ukrayna, yalnızca nükleer silahlarla Ukrayna’ya saldırmamayı içeriyordu. Ancak Kanadalı gazeteci Michael Colborne, “Budapeşte Protokolününde” altı zorunluluk var ve bunlardan ilki “bağımsızlık ve egemenliğe ve Ukrayna’nın mevcut sınırlarına saygı duymaktır.” Hala Rusya Dışişleri Bakanı olan Lavrov’un bu antlaşmanın altında imzası bulunuyor.

Trump ve İngiltere Başbakanı Theresa May,

Budapeşte Protokolü ne kadar bağlayıcı?

Rusya Devlet Başkanı Vladmir Putin ise 2014’te yaptığı bir konuşmada 1994 anlaşmasının o dönemin hükümeti ile yapıldığını ve artık geçersiz olduğunu söylemiş, dünya kamuoyu da bu açıklamayı ‘saçmalık’ olarak değerlendirilmişti. Dünya ve uluslararası hukuk düzeni devletlerde devamlılık prensibi üzerine inşa edildiği için Putin’in bu açıklamaları o dönem ciddiye alınmamıştı. Arjantin G20 Zirvesi sonuç mutabakatında bu uluslararası hukuk düzeni devletlerde devamlılık prensibi  özellikle vurgulanmıştı.

Ne var ki, 2016’da Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov aynı açıklamayı yeni bir perspektifle yaparak imzalanan anlaşmada imzalayan tarafların sadece ‘Ukrayna’ya karşı nükleer saldırıda bulunmama’ sözü verdiğini söyledi.
Bu noktadaki problem Putin veya Lavrov’un iddiaları üzerinden değilse dahi Budapeşte Protokolü’nün yasal statüsü üzerinden ortaya çıkıyor. 1994 protokolleri yasal bir antlaşmadan ziyade siyasi bir anlaşma ve bu nedenle bağlayıcılığı ile ilgili bir takım sıkıntılar mevcut.

Yasal bağlayıcılığı olan antlaşmalarda maddelere uyulmadığı takdirde tarafların ne gibi somut adımlar atabileceği yazarken Budapeşte Protokolleri’nde yalnızca siyasi diyalog kurulacağı ve müzakerelere girilebileceği belirtiliyor. Fakat Rusya anlaşmanın hükümleri açık olduğu halde, Ukrayna topraklarının bir kısmını işgal etmiş, ekonomik ve siyasi baskı uygulamıştır. Ve ve antlaşmanın ilk hükümleri Rusya tarafından ihlal edilmiştir. Ukrayna’ya böylesi bir durum karşısında antlaşmayla Ukrayna’ya destek taahüdüyle kendini bağlayan ülkeleri haklı olarak Ukrayna yardıma çağırmakta. Toprakları işgal edilmiş ülkeyi işgalcisiyle müzakereye sürüklemek ve zorlamakta anlaşmanın ihlali anlamına gelir.

Yani aslında Ukrayna bu krizle uluslar arası anlaşmalarında güvenirliğini sorgulamamıza yardımcı oluyor. Anlaşmanın hükümlerinin açık olması ama yaptırım konusunda herhangi bir şey belirtilmesede  Uluslararası toplum tarafından nükleer silahlarını teslim eden bu ülkelerin dolandırdıkları anlamına gelir.

4 Analiz Yazısı: Rusya ile Ukrayna Arasında çıkabilecek yangını, söndürecek su dünyada yok.

%d blogcu bunu beğendi: